
Kendine güvenmek, hayatta ilerlemenin en güçlü motivasyon kaynaklarından biridir. Ancak bazen yaşanan olumsuz deneyimler, eleştiriler ya da başarısızlık korkusu bu içsel güveni zedeleyebilir. İşte tam bu noktada imge terapi, zihnin gücünü kullanarak özgüven eksikliğini dönüştürmeye yardımcı olan etkili bir yöntem olarak karşımıza çıkar. Kişinin kendisini başarılı, kararlı ve yeterli bir şekilde hayal etmesini sağlayan bu terapi yaklaşımı hem psikolojik hem de nörolojik düzeyde olumlu değişimler yaratır. Düzenli uygulandığında, bireyin kendi potansiyeline yeniden inanmasını ve içsel gücünü keşfetmesini destekler.
İmge terapinin özgüveni güçlendirme sürecinde nasıl çalıştığını ve diğer yöntemlerden hangi yönleriyle ayrıldığını anlamak, bu yaklaşımın etkisini çok daha iyi kavramayı sağlar. Şimdi, imge terapinin temel prensiplerine ve günlük yaşamdaki yansımalarına yakından bakalım.
İçindekiler
ToggleÖzgüven Eksikliği Nedir ve Neden Oluşur?
Özgüven, insanın kendi potansiyeline inanması ve yaşamın getirdiği zorluklarla başa çıkabileceğine dair içsel bir güven duygusudur. Ancak bu duygu, zaman zaman sarsılabilir. Bazı insanlar hayatlarının belirli dönemlerinde “yeterli değilim” ya da “bunu başaramam” gibi düşüncelere kapılırlar. İşte bu noktada özgüven eksikliği ortaya çıkar. Aslında bu durum doğuştan gelen bir özellik değil; geçmiş yaşantılar, çevresel faktörler ve içsel inançlarla şekillenen bir süreçtir.
Özgüvenin zayıflaması yalnızca duygusal dünyayı değil, sosyal ilişkileri, iş yaşamını ve karar verme becerilerini de etkileyebilir. İyi haber şu ki, bu durum kalıcı değildir. Doğru farkındalık çalışmaları ve imge terapi gibi zihinsel güçlendirme yöntemleriyle yeniden inşa edilebilir.
Özgüveni Etkileyen Temel Psikolojik Faktörler
Özgüveni etkileyen en önemli faktörlerden biri, kişinin kendine dair geliştirdiği inançlardır. “Yeterliyim”, “değerliyim” ve “başarabilirim” gibi olumlu düşünceler, içsel gücü desteklerken; sürekli eleştiren, yargılayan bir iç ses tam tersine özgüveni zedeler. Sosyal çevre, geçmiş başarısızlıklar ve başkalarıyla kıyaslama alışkanlığı da bu süreci derinden etkiler. Özellikle günümüzde sosyal medya üzerinden sürekli mükemmel hayatlara tanık olmak, birçok kişide gizli bir yetersizlik hissi yaratmaktadır.
Çocukluk Deneyimleri ve Özgüven Arasındaki Bağlantı
Bir çocuğun “başarabilirim” inancını oluşturduğu yer, çoğu zaman aile ortamıdır. Ebeveynlerin yaklaşımı, çocuklukta alınan geri bildirimler ve duygusal destek düzeyi, yetişkinlikteki özgüvenin temelini belirler. Sevgiyle desteklenen, hatalarına anlayışla yaklaşılmış bir çocuk; ileride başarısızlık karşısında bile kendine güvenmeyi öğrenir. Ancak sürekli eleştirilen veya değersiz hissettirilen bir birey, yetişkinlikte kendi iç sesinde o yargılayıcı tonu taşımaya devam edebilir.
Sosyal Anksiyete ve Özgüven İlişkisi
Sosyal ortamlarda “yanlış bir şey söylersem ne olur” kaygısı, özgüveni en çok zedeleyen faktörlerden biridir. Sosyal anksiyetesi yüksek bireyler genellikle başkalarının onları yargılayacağını düşünür, bu da doğal olarak içe kapanmaya yol açar. Zamanla kişi, yeteneklerini göstermekte zorlanır ve kendi değerini fark edemez hale gelir. İmge terapi, bu tür durumlarda bireyin zihinsel sahnelerini yeniden yazmasına, yani kendini daha güçlü ve özgür hissettiği bir versiyonuyla tanışmasına yardımcı olabilir.
Özgüven Eksikliğini Gidermede Uygulanan Terapi Türleri
Özgüven eksikliğiyle başa çıkmak, yalnızca motive edici sözlerle mümkün değildir. Bu durumun arkasında çoğu zaman yerleşik düşünce kalıpları, geçmiş travmalar ve duygusal öğrenmeler vardır. Dolayısıyla kalıcı bir dönüşüm için psikolojik temelli yaklaşımlardan faydalanmak gerekir. Günümüzde özgüven geliştirmeye yönelik pek çok terapi yöntemi uygulanmakta; ancak bunlar arasında bazıları bilimsel etkinliğiyle ön plana çıkmaktadır.
Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT) ve Etkileri
Bilişsel Davranışçı Terapi, özgüven eksikliğinin temelinde yer alan olumsuz düşünceleri tanımayı ve bunları daha gerçekçi, destekleyici inançlarla değiştirmeyi hedefler.
Örneğin, “başarısızım” düşüncesi yerine “hatalardan öğrenebilirim” bakış açısının yerleşmesi, bireyin benlik algısını doğrudan güçlendirir. CBT sürecinde danışan; düşünce, duygu ve davranış arasındaki bağlantıyı fark ederek, olumsuz döngüyü kırmayı öğrenir. Bu farkındalık hem akademik hem profesyonel hem de sosyal alanlarda özgüveni kalıcı biçimde artırır.
3. Dalga Terapiler (Mindfulness, ACT vb.)
Son yıllarda “üçüncü dalga terapiler” olarak adlandırılan Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) ve ACT (Kabul ve Kararlılık Terapisi) gibi yöntemler, özgüven gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Bu yaklaşımlar, kişinin kendisini olduğu gibi kabul etmesini ve kusursuzluk arayışını bırakmasını destekler. Mindfulness egzersizleri, kişinin olumsuz düşüncelerini bastırmak yerine onları fark edip geçmesine odaklanır. Böylece birey, içsel eleştirilerini yönetmeyi öğrenir ve kendi değerini dış onaya ihtiyaç duymadan hissedebilir.
Zihinsel Terapi (Mental Imagery) Nedir?
Zihinsel terapi ya da “mental imagery”, bireyin zihninde canlandırdığı imgeleri kullanarak davranışsal ve duygusal değişim yaratmayı amaçlayan bir yöntemdir. Beyin, gerçek bir deneyimle hayal edilen bir deneyimi çoğu zaman benzer şekilde işler. Bu nedenle kişi kendisini başarılı, güçlü ve özgüvenli bir biçimde hayal ettiğinde, beyin bu durumu “gerçek” olarak kaydeder. Düzenli yapılan imgeleme çalışmaları, kişinin benlik algısını olumlu yönde değiştirir ve özgüvenini doğal biçimde besler.
Görselleştirme Terapisi (İmge Terapi) Nasıl Çalışır?
İmge terapi, zihinsel terapinin en etkili uygulama alanlarından biridir. Bu yöntemde kişi, özgüvenini zedeleyen sahneleri zihinsel olarak yeniden yapılandırır. Örneğin, geçmişte yaşadığı başarısızlık anlarını güçlendirici bir bakış açısıyla yeniden canlandırabilir. Bu süreçte kullanılan nefes egzersizleri, odaklanma teknikleri ve olumlu imge çalışmaları, beynin yeni sinir bağlantıları oluşturmasına yardımcı olur.
Bilimsel araştırmalar, imge terapinin özellikle stres yönetimi, performans kaygısı ve özsaygı geliştirme konularında güçlü sonuçlar verdiğini göstermektedir. Düzenli uygulandığında kişi, zihninde yarattığı güçlü benlik imajını günlük yaşamına taşır; böylece özgüven eksikliği yerini kararlılığa, iç huzura ve kendine inanca bırakır.
İmge Terapi Nedir ve Özgüveni Nasıl Güçlendirir?

Zihin, gerçekte yaşadığımız bir olayı ve yalnızca hayal ettiğimiz bir durumu ayırt etmede her zaman başarılı değildir. Bu durum, beynin “imgeleme” gücünün ne kadar etkili olabileceğini gösterir. İmge terapi, kişinin zihninde oluşturduğu olumlu sahneler, duygular ve düşünceler aracılığıyla özgüveni yeniden şekillendirmesini amaçlayan bir yöntemdir. Bu terapi hem psikolojik hem de nörolojik düzeyde değişim yaratır; çünkü hayal edilen her olumlu deneyim, beyinde yeni sinirsel bağlantıların kurulmasını tetikler.
İmge Terapisinin Bilimsel Temeli
İmge terapisi, nöropsikoloji, bilişsel psikoloji ve davranış bilimlerinin kesişiminde yer alan bir yaklaşımdır. Yapılan araştırmalar, zihinsel canlandırma çalışmalarının beynin motor ve duyusal bölgelerinde gerçek bir deneyim yaşanmış gibi aktivasyon oluşturduğunu göstermektedir. Bu nedenle kişi, kendisini başarılı, cesur veya özgüvenli bir şekilde hayal ettiğinde beyin bu durumu “gerçek” olarak kaydeder. Harvard ve Stanford gibi üniversitelerde yürütülen çalışmalarda, düzenli imgeleme egzersizlerinin stres hormonlarını azalttığı, öz yeterlilik duygusunu ve özgüveni belirgin şekilde artırdığı kanıtlanmıştır.
Zihinsel Egzersizler ve Beyin Plastisitesi İlişkisi
Beyin, yaşam boyu değişme ve kendini yeniden yapılandırma kapasitesine sahiptir. Bu sürece “beyin plastisitesi” denir. İmge terapi tam da bu mekanizmayı kullanır. Kişi her olumlu imgelem yaptığında, beyninde yeni sinir yolları oluşur ve bu yollar tekrarlandıkça güçlenir.
Örneğin, “kendimi topluluk önünde rahat hissediyorum” şeklinde yapılan bir imgeleme, beynin bu duruma alışmasını sağlar. Zamanla kişi gerçekten de o ortamlarda daha özgüvenli davranmaya başlar. Bu nedenle düzenli zihinsel egzersizler, özgüveni artırmada kalıcı bir değişim yaratır.
İmgelem Yoluyla Özgüveni Artırma Teknikleri
İmge terapide uygulanan teknikler, genellikle rahatlama, odaklanma ve olumlu zihinsel canlandırma adımlarını içerir.
- Nefes egzersiziyle hazırlık: Zihin ve bedeni gevşeterek odaklanma sağlanır.
- Pozitif imge oluşturma: Kişi, özgüvenli olduğu bir anı veya hayal ettiği başarı sahnesini gözünde canlandırır.
- Duygusal bağlantı kurma: Görselleştirilen sahnede hissedilen duygular bilinçli biçimde deneyimlenir.
- Tekrar ve içselleştirme: Bu imgelem, düzenli aralıklarla tekrarlandığında bilinçaltı düzeyde yeni bir güven duygusu yerleşir.
Bu süreçte önemli olan, imgelemenin yalnızca “hayal kurmak” olmadığını; bilinçli, yapılandırılmış ve tekrarlanan bir zihinsel eğitim yöntemi olduğunu unutmamaktır.
İmge Terapi ile Kendine Güveni Yeniden İnşa Etmek
Özgüven eksikliği yaşayan kişiler genellikle geçmişte yaşadıkları başarısızlık sahnelerini zihninde tekrar tekrar canlandırır. İmge terapi, bu olumsuz döngüyü tersine çevirir. Kişi, zihninde “başarısızlık” yerine “başarabilirim” senaryosunu oynatarak kendi içsel hikayesini yeniden yazar.
Bu yöntem, bireyin sadece duygusal değil, davranışsal düzeyde de dönüşüm yaşamasını sağlar. Düzenli imge terapi çalışmalarıyla kişi, artık kendine dış onayla değil, içsel bir güvenle yaklaşır. Zamanla bu yeni özgüven, karar alma süreçlerinden iletişim biçimlerine kadar yaşamın her alanına yansır.
Özgüven Eksikliği İçin İmge Terapinin Uygulama Adımları
İmge terapi, yalnızca seans sırasında değil, kişinin günlük yaşamına entegre edilebilen güçlü bir zihinsel dönüşüm yöntemidir. Bu süreç, farkındalık kazanmakla başlar; ardından görselleştirme, duygusal deneyimleme ve içselleştirme aşamalarıyla devam eder. Düzenli uygulandığında kişi, kendi zihninde oluşturduğu olumlu senaryoları gerçeğe dönüştürme kapasitesine ulaşır.

Seans Süreci — Görselleştirme ve Farkındalık Çalışmaları
Profesyonel imge terapi seansları genellikle rahat bir ortamda, danışanın zihinsel olarak gevşemesiyle başlar. Terapist, kişiyi derin nefes ve farkındalık egzersizleriyle “şimdi ve burada” hâline getirir. Bu aşama, zihinsel gürültüyü azaltarak odaklanmayı kolaylaştırır.
Sonraki adımda kişi, özgüvenini zedeleyen bir durumu ya da olayı zihninde canlandırır. Ancak bu kez sahne, farklı bir şekilde ilerler: birey, olayın içinde güçlü, kararlı ve kendine güvenen bir rol üstlenir. Bu zihinsel yeniden yazma süreci, beynin olumsuz çağrışımlarını dönüştürerek yerine olumlu duygusal tepkiler yerleştirir. Her seans, kişinin kendini güçlü hissettiği bir imgeyle sonlandırılır. Bu da zihinde “başarabilirim” inancının kalıcı hale gelmesini sağlar.
Evde Uygulanabilecek Basit İmgeleme Egzersizleri
İmge terapi yalnızca terapist eşliğinde değil, ev ortamında da sürdürülebilir. Düzenli pratikler, beynin yeni öğrenmeler oluşturmasını kolaylaştırır. İşte evde yapılabilecek birkaç basit egzersiz:
- Sabah aynası çalışması: Güne başlarken gözlerini kapat, kendini güçlü ve huzurlu bir şekilde hayal et. Aynada kendine bakarken “bugün yeterliyim ve hazır hissediyorum” de.
- Nefesle odaklanma: 4 saniye nefes al, 4 saniye tut, 4 saniye ver. Bu döngü sırasında “özgüven” kelimesini zihninde net bir şekilde canlandır.
- Başarı anı imgelemesi: Daha önce kendini iyi hissettiğin bir anı hatırla. O anın seslerini, kokusunu, duygusunu yeniden yaşa. Bu egzersiz, beynin “güçlü hissetme” devrelerini aktive eder.
- Gece tekrarı: Uykuya geçmeden önce, gün içinde kendini güçlü hissettiğin bir davranışı birkaç kez gözünde canlandır. Bu, zihinsel pekiştirme sağlar.
Bu egzersizlerin amacı, beynin yeni özgüven sahnelerini tekrar tekrar deneyimlemesini sağlayarak bilinçaltı güven hissini güçlendirmektir.
Terapi Süresince Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
İmge terapi, derin duygusal süreçleri tetikleyebilen bir yöntemdir. Bu nedenle dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır:
- Tutarlılık: Düzensiz yapılan çalışmalar istenen sonucu vermez; kısa ama düzenli uygulamalar daha etkilidir.
- Gerçekçilik: İmgelemede hedefler ulaşılabilir olmalıdır. Gerçek dışı sahneler, beynin ikna sürecini zorlaştırır.
- Duygusal katılım: Sadece görmek değil, hissetmek de gerekir. Her imgelem çalışmasında duygular aktif biçimde yaşanmalıdır.
- Profesyonel destek: Yoğun kaygı veya geçmiş travmalarla bağlantılı durumlarda mutlaka uzman eşliğinde ilerlenmelidir.
İmge terapinin gücü, tekrar ve içtenlikle yapılan her çalışmada biraz daha artar. Kişi, zamanla zihninde kurduğu özgüvenli versiyonuna dönüşür çünkü zihin, sürekli tekrarladığı şeye inanmayı öğrenir.
İmge Terapinin Bilimsel Etkililiği
İmge terapi, son yıllarda yalnızca psikolojik bir teknik değil, aynı zamanda nörobilimsel olarak da etkileri kanıtlanmış bir yöntem olarak öne çıkıyor. Beynin, hayal edilen bir deneyim ile gerçekten yaşanan bir deneyimi benzer şekilde işlemesi; bu yaklaşımın bilimsel temelini oluşturuyor. Bu nedenle birçok üniversite ve araştırma merkezi, imgeleme temelli çalışmaların insan psikolojisi üzerindeki etkilerini derinlemesine incelemektedir.
Harvard ve Stanford Araştırmalarından Bulgular
Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, düzenli imgeleme egzersizlerinin stres hormonlarını azalttığı, dikkat süresini artırdığı ve öz yeterlilik duygusunu güçlendirdiği tespit edilmiştir. Deney grubundaki katılımcılar, altı haftalık imge terapi programı sonunda özgüven puanlarında ortalama %25’lik bir artış göstermiştir.
Benzer şekilde Stanford Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde yürütülen bir araştırma, zihinsel görselleştirmenin beynin “ön singulat korteks” ve “prefrontal korteks” bölgelerinde pozitif aktivasyon sağladığını ortaya koymuştur. Bu bölgeler, karar verme, öz kontrol ve benlik algısı gibi özgüvenle doğrudan ilişkili süreçlerden sorumludur. Bulgular, imge terapinin yalnızca duygusal bir rahatlama değil, aynı zamanda bilişsel bir yeniden yapılanma yarattığını da kanıtlamaktadır.
Beyin Dalgaları, Stres Hormonu ve Özgüven İlişkisi
Zihinsel imgeleme çalışmaları sırasında beyin, “alfa” ve “theta” dalgaları arasında denge kurar. Alfa dalgaları, rahatlama ve yaratıcılıkla ilişkilidir; theta dalgaları ise derin farkındalık ve içsel iyileşme süreçlerinde etkindir. İmge terapi uygulamaları bu dalga geçişlerini doğal biçimde düzenleyerek kişinin sakin, odaklı ve kendine güvenen bir duruma geçmesini sağlar.
Ayrıca kortizol (stres hormonu) seviyesinin düşmesiyle birlikte serotonin ve dopamin üretiminde artış gözlenir. Bu biyokimyasal değişim, ruh halinin dengelenmesine, kaygı düzeyinin azalmasına ve bireyin kendi yeterliliğini daha gerçekçi biçimde algılamasına katkı sağlar. Sonuç olarak kişi, sadece zihinsel değil; fizyolojik düzeyde de “kendine güvenme” hâlini deneyimler.
İmge Terapi ve Diğer Terapi Yöntemlerinin Karşılaştırması
Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT) ve Mindfulness temelli yaklaşımlar, düşünce ve farkındalık üzerine odaklanırken, imge terapi duygusal deneyimlerin yeniden yapılandırılmasını hedefler. CBT, “düşünceyi değiştir ki davranış değişsin” prensibiyle çalışırken; imge terapi, “zihinsel deneyimi değiştir ki inanç dönüşsün” anlayışını benimser.
Bu yönüyle imge terapi, klasik terapi yöntemlerinin tamamlayıcısıdır. Diğer terapiler bilişsel farkındalık kazandırırken, imge terapi bu farkındalığı duygusal olarak içselleştirmeyi sağlar. Bu nedenle son yıllarda birçok psikoterapist, özgüven, performans kaygısı, sosyal fobi ve stres yönetimi gibi alanlarda imge terapiyi destekleyici bir araç olarak tercih etmektedir.
Zihinsel Güçle Yeniden İnşa Edilen Özgüven
Özgüven, insanın kendine inanma ve yaşamın zorluklarını aşma kapasitesidir. Ancak bu duygu zamanla sarsılsa da yeniden inşa edilebilir — çünkü zihnin değişme ve öğrenme gücü sınırsızdır. İmge terapi, bu gücü harekete geçiren modern, bilimsel ve derin etkili bir yöntem olarak öne çıkar.
Bilimsel Verilerle Kanıtlanmış Bir Yöntem: İmge Terapi
Yapılan araştırmalar, düzenli imgeleme egzersizlerinin yalnızca psikolojik değil, nörolojik düzeyde de değişim yarattığını göstermektedir. Beyin, hayal edilen başarıyı “gerçek” bir deneyim gibi algıladığında; özgüven, motivasyon ve öz yeterlilik duygusu doğal olarak güçlenir. Harvard ve Stanford gibi üniversitelerde yürütülen çalışmalarda, imge terapinin stres düzeyini azalttığı ve benlik algısını geliştirdiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu da yöntemin yalnızca teorik değil, somut sonuçlar üreten bir terapi biçimi olduğunu ortaya koymaktadır.

Kişisel Dönüşüm ve Özgüven Gelişimi
İmge terapi, bireyin kendine dair hikâyesini yeniden yazmasını sağlar. “Yapamam” inancı yerini “deneyebilirim” düşüncesine bırakır. Bu dönüşüm, yalnızca bir davranış değişikliği değil, köklü bir zihinsel yeniden yapılanmadır. Kişi, geçmişteki olumsuz deneyimlerin tutsağı olmaktan çıkar ve kendi potansiyelini gerçekleştirmeye yönelir. Zihinsel olarak güçlenen birey hem özel hem profesyonel yaşamında daha cesur, kararlı ve dengeli adımlar atar.
İmge Terapi ile Sürdürülebilir Psikolojik İyilik Hali
Gerçek özgüven, yalnızca bir hedefe ulaşmakla değil, o dengeyi koruyabilmekle mümkündür. İmge terapi, kişiye içsel bir dayanıklılık kazandırır; böylece geçici motivasyon yerine kalıcı bir huzur ve kararlılık hali oluşturur. Düzenli imgeleme çalışmalarıyla kişi, stres karşısında daha sakin, başarısızlık karşısında daha anlayışlı ve yaşamın belirsizliklerine karşı daha esnek hale gelir.
Sonuç olarak, imge terapi sadece özgüveni yeniden kazandıran bir yöntem değil; bireyin kendini tanımasını, duygularını yönetmesini ve içsel dengesini kalıcı biçimde güçlendirmesini sağlayan bilimsel bir dönüşüm yolculuğudur.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Özgüven eksikliğini en çok ne artırır?
Özgüven eksikliğini en çok artıran etken, kişinin kendisiyle ilgili olumsuz inançlarını sürekli pekiştirmesidir. “Yapamam”, “değersizim” veya “herkes benden daha iyi” gibi düşünceler, beynin tekrarla öğrenme mekanizması nedeniyle gerçekmiş gibi algılanır. Ayrıca sosyal karşılaştırma, mükemmeliyetçilik ve geçmiş başarısızlıkları sık sık hatırlamak da özgüveni zayıflatır. Bu nedenle olumsuz düşünceleri fark etmek ve yerlerine daha destekleyici inançlar yerleştirmek özgüveni korumanın ilk adımıdır.
Özgüveni yeniden kazanmak için ne yapılmalı?
Özgüveni yeniden kazanmak için öncelikle kişinin kendine yönelik iç konuşmalarını fark etmesi gerekir. Her gün küçük ama somut başarıları fark etmek, içsel motivasyonu güçlendirir. Ayrıca imge terapi gibi zihinsel güçlendirme yöntemleri, kişinin kendini başarılı, güçlü ve yeterli biçimde hayal etmesini sağlayarak özgüven duygusunu yeniden yapılandırır. Düzenli pratiklerle bu yeni benlik algısı kalıcı hâle gelir.
Kaç seans imge terapi uygulanmalıdır?
İmge terapide seans sayısı kişiden kişiye değişebilir. Ortalama olarak 4 ila 8 seans arasında anlamlı ilerleme gözlemlenir. Ancak özgüven eksikliğinin derinliği, kişinin terapiye açıklığı ve evde yaptığı bireysel egzersizler bu süreci doğrudan etkiler. Bazı bireylerde ilk 2 seanstan itibaren farkındalık artarken, bazı durumlarda kalıcı dönüşüm için daha uzun bir süreç gerekebilir.
İmge terapi kimler için uygundur?
İmge terapi, özgüven eksikliği, sosyal anksiyete, performans kaygısı, stres yönetimi ve travma sonrası duygusal iyileşme süreçlerinde uygulanabilir. Zihinsel canlandırma becerisine sahip herkes bu yöntemden fayda görebilir. Özellikle sporcular, sanatçılar, öğrenciler ve yoğun stres altında çalışan bireyler için oldukça etkili bir yöntemdir. Ancak derin travmatik deneyimleri olan kişilerin, imge terapiyi mutlaka uzman rehberliğinde sürdürmesi önerilir.
Terapi sonrası özgüven nasıl korunur?
Terapi sonrasında özgüveni korumanın en etkili yolu, kazanılan farkındalığı günlük yaşama entegre etmektir. Olumlu iç konuşma alışkanlığı edinmek, düzenli nefes ve farkındalık egzersizleri yapmak bu süreci destekler. Ayrıca imgeleme çalışmaları terapi sonrası da sürdürülmelidir; zira zihin, tekrarladığı davranışları kalıcı hâle getirir. Kişi, kendi iç sesine nazik davrandıkça ve başarılarını fark ettikçe, özgüven doğal biçimde güçlenmeye devam eder.


